EURO 2012 > TAKTİK ANALİZ
İngiltere - İtalya maçının taktiksel analizi
25/06/2012 - 18:31
İtalya, baştan sona üstün oynadığı 120 dakikada golü bulamadığı maçta penaltılarda İngiltere’yi 4-2 mağlup ederek yarı finalde Almanya’nın rakibi oldu. 120 dakikadan gol çıkmamasına rağmen oldukça heyecanlı ve zevkli (özellikle ilk yarı) bir maç oynandı. Cesare Prandelli bu turnuvada rakibe göre A planı 4-1-3-2 veya B planı 3-5-2’yi kullanıyor, bu maçta İrlanda maçında olduğu gibi 4-1-3-2’yi tercih ederek İngiltere’ye ortasahada üstünlük sağlamak istedi. Stoperler cezalı Chiellini’nin yokluğunda Bonucci – Barzagli ikilisi olurken baklava şeklindeki ortasahanın en önünde sakatlığı bulunan Thiago Motta yerine Montolivo yer aldı. Roy Hodgson ise Ukrayna’yı yenerek grup liderliğini aldığı maçtaki ilk 11’ini bozmadı.
 
 
İngiltere bekleri
 
Maç yüksek bir tempoda başladı. Maçın gidişatı açısından İngiltere’nin beklerini ne kadar ileri çıkaracağı çok önemliydi. Johnson ve Cole maça oldukça fazla ileri çıkarak başladılar ve maçın başında özellikle Johnson çok etkili oldu, İngiltere’yi öne geçirecek golü atmaya da çok yaklaştı. Bekleri ortasahada sol içteki De Rossi ve sağ içteki Marchisio karşılasa da bu bölgede bir zaaf olduğu kesindi. Kanatsız oynayan İtalya’ya karşı bekleri ileri çıkararak kanatlardan hücum etmek, kayarak savunma yapan İtalya ortasahasını uzun toplarla çabuk kanat değiştirerek zor durumda bırakmak İngiltere’nin yapacağı en mantıklı hücum planı olurdu. Maçın başında biraz olsun bunu yapan İngiltere, İtalya’nın tempoyu düşürüp maçta bütün ipleri eline almasıyla birlikte adeta hücum etmeyi unuttu ve ne yapmaları gerektiği hakkında en ufak bir ipuçları yoktu.
 
 
Glen Johnson'un ilk yarıda (solda) ve maçın geri kalanında (sağda) aldığı paslar, şemalarda İngiltere sağa doğru hücum ediyor. Görüldüğü gibi Johnson ilk yarı daha ofansif bölgelerde, kanat değiştiren uzun toplarla ve rakip üçüncü bölgesinde kısa paslarla etkili olabileceği bölgelerde topla buluşuyor. Maçın geri kalan 75 dakikasında ise hücumda son derece pasif.
 
İtalya hakimiyeti
 
İtalya, yine özellikle Cassano’nun her zaman yaptığı gibi beklerin arkasındaki alanı etkili kullanarak tehlikeler yaratmasıyla İngiltere’nin beklerinin daha pasif oynamasını sağladı, Pirlo önderliğindeki kalabalık ve iyi pas yapan ortasahasıyla topa sahip olarak tempoyu düşürdü, ve maç tamamen İtalya’nın domine ettiği bir maç haline geldi. İtalya bekleri çok ileri çıkmaya başladılar çünkü İngiltere Young ve Milner’ı da içeriye yardım ettirerek oldukça dar bir alanda savunma yaptı. Özellikle Milner’ın boşluğunda Balzaretti ilk yarıda solda çok alan buldu ve İtalya’nın ileride kurduğu baskıda büyük rol oynadı. Marchisio, De Rossi ve Montolivo üçlüsü kaybedilen topları hemen kazanırken baklavanın ileri ucunda Motta yerine Montolivo’nun oynaması da takımın yaratıcı gücünü oldukça arttırdı. İtalya’nın İngiltere ortasahasına sayıca üstünlüğünde Montolivo kendine başarılı bir şekilde alan yarattı ve özellikle ilk yarı çok etkili paslar verdi. Balotelli ise İngiliz stoperlere gücü ve süratiyle maç boyunca sürekli bir tehditti ancak yakaladığı çok sayıda pozisyonu değerlendiremedi.
 
 
Federico Balzaretti'nin maç boyunca aldığı paslar. Tek başına oynadığı sol kanatta oldukça iyi bir performans sergileyen Balzaretti maç boyunca dar oynayan İngiltere'ye karşı en solda varlığıyla tehdit oluşturdu, özellikle Pirlo'nun attığı uzun toplarda boş alanda topla buluştu ve İtalya'nın kurduğu baskıda büyük rol oynadı.
 
Andrea Pirlo
 
Maçın tartışmasız en kritik noktası İngiltere’nin Pirlo’yu kimle kontrol edeceğiydi. İtalya’nın sistemi Pirlo üzerine kuruluydu ve ona top aldırmayarak aldığında da sürekli pres yapacak bir oyuncu şarttı. Hodgson dün bu görevi dönüşümlü olarak Welbeck ve Rooney’e verdi. Bu iki oyuncu, özellikle Rooney, bu konuda oldukça tembel davrandılar, görevlerini yapamadılar ve Pirlo maça hükmetti. Sahada tam bir orkestra şefi gibi en doğru noktalara gerek direkt, gerek basit, gerek delici isabetli paslar gönderen ve tüm oyun zekasını sahaya yansıtan Pirlo maça damgasını vurdu. 115/134 pas, 23/30 uzun top ve 6 gollük pas istatistikleriyle maçın tartışmasız yıldızıydı, takımının maestrosuydu. Bunun yanısıra 6 tane de pas keserek (muhtemelen o alanı kullanmak isteyen Rooney’e atılan) bu istatistikte de maçın lideri oldu.
 
 
İtalya'nın kalbi Andrea Pirlo'nun maç boyunca attığı paslar.
 
İkinci yarı ve uzatmalar
 
Hodgson ikinci yarıya başlarken takıma müdahale etmedi ve belli ki ilk yarının başındaki gibi doğru hücum etmeye geri dönmeleri ve silkelenmeleri için de herhangi bir girişimde bulunmadı. Maç sonu basın toplantısında savunma adına harika işler yaptıklarını söyleyen Hodgson demekki oynanan oyundan memnundu. Oyun değişikliklere kadar aynı tempoda İtalya üstünlüğüyle ve İtalya’nın yararlanamadığı pozisyonlarla devam etti. Hodgson’un 60. dakikadaki Carroll – Welbeck ve Milner – Walcott değişiklikleri pek birşey değiştirmezken Prandelli’nin 78. dakikadaki Diamanti – Cassano değişikliği İtalya’yı sistem değişikliğine götürdü. Bu değişiklikten sonra Balotelli tek santrfor, arkasında sol içte Montolivo sağ içte Diamanti, bu ikilinin arkasında da Marchisio – Pirlo – Nocerino üçlüsü olarak 4-3-2-1 sistemine dönüldü. Bence bu İtalya açısından pek doğru bir değişiklik olmadı, Balotelli’nin tek kalmasının ardından İngiltere savunması çok daha rahattı. Diamanti ise gayet iyi bir performans sergiledi ve kalan 40 dakikadaki çoğu tehlikeyi yaratan isim oldu. İlk yarının etkili ismi Montolivo ise 45-120 arası yorgun ve vasat bir görüntü çizdi.
 
Sonuç
 
Pirlo’nun Panenka penaltısının damga vurduğu penaltı atışlarında ilk geriye düşen taraf olmasına rağmen kazanan İtalya oldu ve yarı finale yükseldi. Prandelli’nin Pirlo’nun etrafında kurduğu sağlam sistemle İtalya başarılı performansına devam ediyor ve bu aşamadan sonra en az İspanya, Almanya ve Portekiz kadar turnuvayı kazanma şansı var. Savunmada güven veren, ortasahada oldukça dirençli ve pas yeteneği yüksek, ileri uçta da her an herşeyi yapabilecek iki patlayıcı gücü yüksek oyuncuyla İtalya yarı finale kadar yükselmeyi başardı, ufukta da turnuvanın muhtemel en güzel maçı olacak Almanya maçı onları bekliyor.
 
Hodgson’un ise eleştirilerin aksine başarısız olmadığını düşünüyorum. İngiltere’de turnuvaya haftalar kala göreve geldi ve kendisinden kısa vadede başarı istendi. O da bana göre bu beklentiyi karşılamak için başvurulacak en doğru yöntem  Di Matteo’nun Chelsea’de yaptığı gibi öncelikle sıkı savunma yaparak kontrataklarla ve duran toplarla gol arayan bir anlayışı benimsedi. Kısa sürede senelerdir oyun karakteri oturmayan ve birbiriyle uyumsuz oyunculardan oluşan İngiltere’de göze hoş gelen bir futbol anlayışıyla bu turnuvaya girip başarı hedeflemek gerçekçi olmazdı. Hodgson çıkamayacağı söylenen gruptan 1. çıktı, turnuvaya yenilmeden penaltılarla veda etti. Kalesinde sadece 3 gol gördü, takımı savunmadan hücuma çıkışlarda kontrataklara daha etkili çıkabilseydi daha fazlasını da elde edebilirdi. İngiltere ağızlarda kötü bir tat bırakarak turnuvaya veda etmiş olabilir, ancak bana göre ellerinden gelen buydu.
 
Maçın Adamı: Andrea Pirlo

HABER HAKKINDAKİ YORUMLAR

Öneri / Hata Raporu