EURO 2012 > GENEL
Turnuvada geride kalan 16 maçın ardından takım değerlendirmeleri...
16/06/2012 - 22:19
İş, sıcaklar, maçların akşamları oynanması ve tüm maçları izlediğimden yazacak vakit kalmaması... Boş vakit bulmuşken ve gruplardaki son maçların başlamasına daha zaman varken takımları değerlendireyim kısasa...
 
Almanya: Portekiz maçında son 2 turnuvadaki genel performansını sahaya yansıtamayan Joachim Löw'ün öğrencileri, Hollanda maçındaki oyunlarıyla İspanya'yla birlikte turnuvanın neden 2 favori takımından biri olduklarını gösterdiler... Kaleci Neuer'den, ileri uçtaki Gomez'e kadar... Tam bir takım Almanya. Robben'leri, Van Persie'leri yok ama bu oyunculara sahip Hollanda, onların 10'da 1'i oranında bile takım olabilmiş değil. Golcün bulduğu az sayıdaki pozisyonu ağlarla buluşturuyorsa, kalecin güven veriyorsa ve orta sahan sürekli pres yapıp bencil oynamıyorsa, her zaman bir adım öndesindir. Almanya da çok dengeli ve güven veren bir ekip. Gençler, hızlılar ve sistemi kurmuşlar... Kadrosunda Lahm dışında özel olarak sevdiğim bir oyuncu olmadığından bu Almanya'nın elenmesini istiyorum ama olmuyor abi, adamlar takım gibi takım...
 
Çek Cumhuriyeti: Çekler iki farklı maç oynadı... Rusya'ya karşı maçı 2-2'ye getirme şansları da doğdu lakin maçın hakkı 6-1, 7-1'di... Kerzhakov'a dua etsinler... Son yarım saatte Rusya'nın her atağı gol olabilirdi, oyundan öylesine kopmuşlardı... Yunanistan karşısında ise ilk 6 dakikada buldukları 2 golle maça adeta mahalle maçlarındaki gibi avansla başladılar. Adını daha önceden hiç duymadığım Pilar, iki maçta da attığı gollerle takımını taşıyan ve öne çıkan isim oldu. Milan Baros, Bursaspor'un yıldızı olacak kıvama geldiğini gösterdi(!)... Cech 4 yıl öncesini hatırlattı, sonlarda Samaras'ın kaleye geçmesini de bekledim ama o olmadı... Son maçlara girilirken avantajları var tabii ki, beraberlik onlara yetecek ama bence daha şanslı olan taraf ev sahibi Polonya...
 
Danimarka: Hollanda karşısında Euro 2004'ün Yunanistan'ı gibiydiler... Sağlam top oynadılar ve golü attıktan sonra iyi kapandılar... Ellerinden gelenin en iyisini yaptılar, futbolu çirkinleştirdiler eleştirilerine katılmıyorum... Arsenal'lilerden çok küfür yiyen Bendtner için sevindim, Portekiz'e 2 gol birden attı... Güçlü Portekiz'e karşı 2-0 geriye düştükten sonra öyle veya böyle eşitliği yakalamaları da büyük başarı. Belki gruptan çıkamayacaklar ama en azından ben bu Danimarka'yı hep hatırlayacağım... Hollanda karşısında beni/bizi yatırışlarını özellikle... :) Almanya'ya beraberlik her türlü yeteceğinden belki puanı kaparlar...
 
Fransa: 16 maç içerisinde 90 dakikasını izleyemediğim tek maç, dün akşam Fransa'nın oynadığı Ukrayna maçı... Aslında izliyordum, 4. dakikada yağmur yüzünden yarım kalınca ben de uyuya kalmışım ve sonrasında beni kaldırabilene aşkolsun... :) Özete baktım, 2 gol de güzel... İngiltere maçının ilk yarısı ise Tarkovski filmlerinden bile daha yavaştı... Ben Fransa'yı hazırlık maçında, Estonya'ya karşı izlemiştim... Harbiden çok iyi oynamışlardı ve gözüme girmişlerdi. Ama İngiltere karşısında bu oyundan eser yoktu. Tabii ki İngiltere-Estonya mukayese edilemez ve ilk maç olduğundan Blanc takımını daha kontrollü oynatmış olabilir fakat Lampard'sız, Rooney'siz İngiltere'den kadro olarak bariz daha güçlüler ve biraz zorlasalar 3 puanı alabilirlerdi. Benzema'nın golü henüz yok ama asistleri çok önemli ilerisi adına...
 
Hırvatistan: Son maçlarda ne olur, İtalya 2-2 krizi yaşar mı bilmiyorum ama şu bir gerçek ki, Hırvatistan çok iyi bir takım... Modric süper topçu oldu, Pletikosa güven veriyor, hava toplarında Mandzukic'in üstüne yok... Düşünün, eski Beşiktaşlı Schildenfeld takımın direkt elemanı ama hiç sırıtmıyor... İrlanda maçında biraz da Shay Given'ın hataları farkın açılmasına yardımcı oldu, fakat skor tabelası 3-1 yerine 5-1'i de gösterebilirdi. İtalya maçında savunmada iyi olduklarını söylemek zor, maç boyu üstün olan taraf da İtalya'ydı zaten... Ama önemli olan o maçtan puanı almalarıydı. Benim asıl merak ettiğim, Bilic ayrıldıktan sonra da bu oyunu oynayıp oynayamayacakları...
 
Hollanda: Aslında o kadar çok yazacak şey var ki Portakallar hakkında... Ama özeti şu, hani biz bir zamanlar nasıl 4-Aurelio-5 oynuyorduk Daum 2. yarı hücum oyuncularını soktuktan sonra. Hollanda da 6-0-4 oynuyor... İleride savunmaya katkısı sıfıra yakın 4 adam, ortada da hücuma katkısı hiç olmayan ve sık sık savunma arasına giren iki ön libero... Almanya maçındaki orta sahaları felaket ötesiydi... Ben olsam son vuruş özürlüsü ve takım oyunundan kopuk olan Robben ve hakeme gider yapan ama oyun olarak vasatın bayağı altında kalan Sneijder'i Portekiz'e karşı oynatmam. Van der Vaart, Huntelaar ve özellikle Luuk de Jong bu takımda mutlaka oynamalı... Farklı bir şey denemedikleri sürece Portekiz maçında da puan alamayacakları ortada. Şansları o ya, şu anda puanları olmamalarına rağmen tek galibiyetle gruptan çıkma şansları var. Özetin özeti, Bert van Marwijk istifa...
 
İngiltere: Gerrard Başkanlı İngiltere'nin Fransa karşısındaki durumu beni üzdü açıkçası... Sanki koskoca İngiltere değil de Premier Lig'in alt sıra takımı vardı Fransa karşısında. Gerrard bile hücuma çok az katıldı. 1 puan için çıkmışlardı maça, o puanı da almayı bildiler. Tamam, Rooney yok, Lampard gibi çok önemli bir silah evine döndü, daha kontrollü oynatması normal ama bu kadarı da fazla geldi bana. Bakalım turnuvanın kalan bölümünde de böyle devam mı edecek Roy Hodgson... İsveç maçındaki performansıyla da Walcott ilk 11 başlar artık... (İsveç-İngiltere maçını uzunca yazdığım için kısa kesiyorum)
 
İrlanda: İrlanda ile ilgili buraya güzel şeyler yazabilmeyi çok isterdim... Taraftarları çok iyiydi ama oyun olarak yazacak olumlu bir şey yok maalesef. Shay Given bile ne goller yedi... İspanya maçında iyi toplar çıkardı da biraz karizmayı düzeltmeyi başardı. Ama elinden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışan Robbie Keane dışında ön plana çıkan bir isim yoktu kadroda, adamım McGeady de vasatı aşamadı ilk 2 maçta. İrlanda buradayken biz evimizde oturduğumuza yanalım...
 
İspanya: Turnuva öncesi İspanya'nın Çin'le oynadığı maçı canlı izlemiştim... İspanya maçı zar zor 1-0 kazanmıştı. Çin'in kalecisinin süper bir performansı vardı ama direkten dönen toplar, beceriksizlik, İspanya'nın son vuruşlarda bir eksiğinin olduğu kesindi. Ve Del Bosque zorlu İtalya karşılaşmasına santrforsuz başladı. Fabregas'ı Messi gibi kullanmaya çalıştı. Herkesin de gördüğü gibi çok zorlandılar, Fernando Torres oyuna girdikten sonra önemli pozisyonları harcadı ama en azından gole yaklaştı. Oyunu sıkıştırmadı ceza sahası çizgisi üzerinde. Zayıf İrlanda'ya karşı oynadığı futbolla da kalan maçlarda 11'de oynamayı garantiledi gibi. İspanya'da Xavi sanki biraz ağırdan alıyor, kendini son maçlara saklıyor gibi. Iniesta ve David Silva çok etkiliydiler İrlanda karşısında, Silva'nın attığı gol de harika ötesiydi. Soldado'm oynasa şampiyon şimdiden belliydi ama onsuz da en büyük favori yine İspanya... :) Şampiyonluk kaçarsa, son vuruş eksikliği ve Barca-Real'li yıldızların yorgunluğu sebebiyle kaçar...
 
İsveç: İbrahimovic ve arkadaşlarını iki kez uzunca yazdım, ama buraya da iki cümleyle not düşmüş olayım... İki maçta da 2. yarı öne geçip son maçlar öncesi 0 puanın varsa, mazaret aramayacaksın arkadaş... Turnuvanın en uzun boylu takımı, hava toplarından sürüyle gol yedi. Üzüldüm ama İsveç ilk 2 maç sonunda gruptan çıkmayı haketmemişti zaten, bu yüzden sorun yok...
 
İtalya: Bu turnuvadaki İtalya'yı sevdim ben... De Rossi'nin en geride oynadığı, sağ kanatta adamım Maggio'nun olduğu, yedekte golcünün kralı Di Natale'nin girdiği, Cassano ve Balotelli gibi iki arızanın bir araya geldiği ve kalede Buffon'un olduğu İtalya'yı nasıl sevmem... Üstelik farklı olarak 3'lü defansla oynuyorken... İspanya maçında fazlasıyla iyiydiler... Hollanda'nın nasıl orta sahası yoksa, takımdan çok her şeye benziyorlarsa, İtalya da tam tersi bir görüntüde. Gruptan çıkarlarsa finale kadar gidebilirler... Bakalım Euro 2004'ten sonra yine 2-2 şoku yaşayacaklar mı...
 
Polonya: Kadrosunda Lewandowski gibi çok önemli bir oyuncuyu barındıran ev sahibi Polonya, turnuvanın açılış maçında Yunanistan'a karşı ilginç bir maç oynadı... İlk yarıda 2-0, 3-0 öne geçebilecekken devre 1-0'lık skorla sonuçlandı, ardından Yunanistan golü geldi ve sonrasında da Polonya'nın kalecisi Szczesny penaltıya sebebiyet verip kırmızı kartla oyun dışı kaldı. Yedek kaleci de oyuna girer girmez penaltıyı kurtardı... Her maçta görmek isteyeceğimiz hareketler... Polonya o noktadan sonra da maçı kazanabilirdi ama psikolojik olarak tamamen dağıldıklarını düşünüyorum. Grubun en güçlü takımı Rusya'ya karşı ise iyi bir maç çıkardılar, genelin aksine ben beraberlik oynamıştım ve maç 1-1 bitti... Çek Cumhuriyeti'ni ev sahibi olma avantajıyla da yenerlerse, çeyrek final ve sonrasında ilginç işler çıkarabilirler...
 
Portekiz: Ölüm grubunda Cristiano Ronaldo ve arkadaşları şimdiye dek oldukça zorlandılar... Güçlü Almanya'ya karşı iyi direndiler, ama Gomez'in golüne engel olamadılar... Beraberliği alacak oyunu oynamışlardı, yazık oldu diyebiliriz... Neticede Pepe'nin direkten dönen şutu da var... Danimarka karşısında ise 2-0 öne geçmelerine rağmen, son bölümde ölüp ölüp dirildiler. C. Ronaldo net pozisyonları kendine yakışmayan bir biçimde harcadı... Turnuvada henüz golü olmayan Ronaldo'nun Hollanda karşısında artık sahneye çıkması gerek... Şu anki duruma rağmen şu bir gerçek ki, Portekiz turnuvanın en potansiyelli takımlarından. Hem İspanya'yı, hem de Almanya'yı eleyebilecek güçteler.
 
Rusya: Turnuva öncesi de A Grubu'nun favorisi olarak gösterilen Advocaat yönetimindeki Rusya, turnuvaya onlar için muhteşem geçen Çek Cumhuriyeti maçıyla başladı. İzleyenleri futbola doyurdular, Kerzhakov yerine Pavlyuchenko maça 11'de başlasaydı belki 6-7 atacaklardı. Dzagoev ve Arshavin müthiş oynadılar. 2. maçta ise futbolseverler yine onlardan galibiyet bekliyordu, galibiyeti getirecek pozisyonları da buldular fakat Polonya 90 dakika boyunca gayet iyi oynayıp puanı hak etti... Rusya grubu muhtemelen lider bitirecektir, çeyrek finaldeki rakip onlar için çok önemli...
 
Ukrayna: Milli Takımımızla oynadığı hazırlık karşılaşmasında hiç de iyi sinyaller vermeyen Ukrayna, İsveç karşısında çok farklı bir oyunla karşımıza çıktı. Özellikle ilk yarıda üstün olan taraftılar, 2. yarıda da yaşayan efsane Andriy Shevchenko çıktı sahneye ve golleriyle galibiyeti getirdi. Fransa'ya yenildiler ama ev sahibi olarak hala gruptan çıkma şansları var. Bakalım İngiltere karşısında bu fırsatı değerlendirebilecekler mi?..
 
Yunanistan: Açılış maçında ev sahibi Polonya karşısında oyuna hiç de iyi başlayamayan Euro 2004 şampiyonu Komşu, 2. yarıda maçı az daha çeviriyordu... Penaltıyı gole çevirebilselerdi şimdi durumlar çok daha farklı olacaktı. Çek Cumhuriyeti maçında ise ilk dakikalarda yedikleri gollerin şokunu atıp maçı çevirmeleri kolay değildi. 2-1'i yakaladılar ama gerisi gelmedi. Zaten çok önemli bir yıldızı bulunmayan Yunanistan, grubun son maçında güçlü Rusya ile mücadele edecek. İşleri çok zor, bakalım bir mucizeye imza atabilecekler mi?

HABER HAKKINDAKİ YORUMLAR

HABERLER
Öneri / Hata Raporu