EURO 2012 > TAKTİK ANALİZ
Türkiye, maçın büyük bölümünü Portekiz’in domine etmesine rağmen oldukça dirençli bir oyun sergileyerek Estadio da Luz’dan 3-1’lik bir galibiyetle ayrıldı.
03/06/2012 - 21:06

Türkiye, maçın büyük bölümünü Portekiz’in domine etmesine rağmen oldukça dirençli bir oyun sergileyerek Estadio da Luz’dan 3-1’lik bir galibiyetle ayrıldı. Abdullah Avcı takımını Finlandiya maçında beğenmiş olacak ki bu son derece önemli provada o maçtan 8 oyuncuya ilk 11’de görev verdi. O maçta olduğu gibi 4-2-3-1 dizilişiyle sahaya çıkan Milli Takım’da farklı olarak Rüştü yerine Volkan, Semih yerine kampın başarılı ismi Ömer ve o maçta vasat bir görüntü çizen Caner yerine bir diğer dikkat çeken oyuncu Sercan Sararer yer aldı. Portekiz’de ise Paulo Bento takımını her zamanki 4-3-3 sistemiyle sahaya çıkardı ve sağ bek Miguel Lopes dışında beklenen 11’ini sahaya sürdü.

 
4-2-3-1 vs 4-3-3
 
Bu iki taktiğin karşılaşması her zaman sahanın her bölgesinde birebir eşleşmelere yol açar. Bu maçta da bunu net bir şekilde gördük. Kanatlarda Umut – Coentrao, Sercan – Miguel Lopes, Ronaldo – Hamit ve Hasan Ali – Nani, orta sahada da Veloso – Arda, Moutinho – Mehmet ve Meireles – Emre eşleşmeleri vardı. Burak ve Almeida çok hareketli oynadıkları için belli bir stoperle eşleşmediler, ancak Burak kontrataklarda koşularını hep Pepe’den daha ağır bir oyuncu olduğu için Bruno Alves tarafından yaptı. Bu şekilde birebir eşleşmeler ortaya çıkınca doğal olarak daha iyi oyunculara sahip olan Portekiz bu avantajı leyhine kullandı. Veloso Arda’ya, Moutinho Mehmet’e, Meireles Emre’ye ve Ronaldo-Almeida-Nani üçlüsü beklere ve stoperlere tam saha presi uygulayarak Türkiye’nin oyun kurmasına maçın büyük bölümünde engel oldular. Aynı zamanda bu birebir eşleşmeler birebirde adam geçmenin ve topsuz hareketliliğin önemini arttırdı. Türkiye’de Umut ve Portekiz’de Meireles  hareketlilikleriyle kendilerine avantaj sağladılar. Ronaldo ve Nani zaman zaman birebirlerde etkili olarak tehlike yaratırken Sercan da birebirde Miguel Lopes’i geçerek golü attırdı.
 
Türkiye’nin oyun planı
 
Türkiye maç boyunca topa sahip olup, ileride basıp oyuna hakim olmak istedi fakat rakip Portekiz olunca normal olarak bunu başaramadı. Portekiz maçın başından itibaren bir önceki paragrafta bahsettiğim tam saha presiyle Türkiye’nin oyun kurmasına engel oldu ve kazandığı toplarla büyük tehlikeler yarattı. Türkiye maç boyunca oyun kurarken markajsız bir oyuncunun eksikliğini hissetti. Portekizli oyuncular son derece disiplinli bir şekilde eşleştikleri oyunculara nefes aldırmadılar. Bu presi gerektiğinde direkt paslarla geçmemize yardımcı olacak Emre Belözoğlu, Meireles’in yoğun presinin de etkisiyle topla fazla buluşamadı.
 
Türkiye, kontrataklarda bir “Mesut Özil rolü” (sahanın her yerini dolaşıp kendine alan yaratarak topla buluştuğunda arapaslarla tehlike yaratmak) üstlenmesini istediği ancak bunu bütün maç başaramayan ve sahada Veloso’nun markajında kaybolan Arda yerine savunmanın önüne markajsız kalacak bir oyuncu koyup 4-3-3 oynasaydı top hakimiyetini daha iyi sağlardı. Nitekim 72. dakikada Nuri ve Selçuk oyuna girince savunmanın önünde Mehmet Topal ve önünde bu iki oyuncuyla daha kompakt bir ortasahaya sahip olduk. Avcı’nın bunu yapmama sebepleri 4-3-3’te orta sahada kullanacağı Hamit’in sağ bek için en iyi alternatif olması ve Arda’nın da Veloso’nun üzerinde olup hücum presi yapmasıydı. Ancak Selçuk gibi müthiş bir oyun görüşü olan ve pres altında bile oyunu son derece iyi yönlendirebilen bir oyuncu markajsız bir şekilde savunmanın önünde oyun kuruculuk yapabilirdi (Juventus’ta ve İtalya’da Andrea Pirlo’nun oynadığı rol).
 
Türkiye rakip yarısahaya geçebildiğinde özellikle Burak’ın markaj altında olmadan geriye gelip ortasahayla bağlantıyı kurmasıyla nadiren de olsa pas dolaşımını sağladı. Ancak top rakibe geçtiğinde zaman zaman yapılan yoğun hücum presini Portekiz genellikle direkt toplarla çok rahat geçti ve Türkiye’yi az adamla yakaladı. Veloso’nun büyük hatasında Umut’un akıl dolu presinin getirdiği golün hücum presinden geldiği doğru, ancak bu yoğun hücum presi maç boyunca Portekiz’in ortasahamızı çok rahat geçmesinin başlıca sebeplerinden biri oldu. Resimli analiz bölümünde birkaç tane örnek bulabilirsiniz. Türkiye maç boyunca kompakt olamadı, savunma çizgisiyle ortasaha arasında rakibe alan bıraktı. 4-2-3-1 sistemi bunun sebeplerinden biriydi, nitekim 72. dakikada 4-3-3’e dönülünce rakibe çok daha az alan bırakan kompakt bir ortasaha ortaya çıktı. Bu tip büyük maçlarda top rakipteyken daha disiplinli ve kompakt bir şekilde pozisyon alarak topun arkasına geçmek daha doğru olacaktır. Bu oyun hakimiyetini tamamen rakibe vermek anlamına gelmez, topu kazanınca yine oyun anlayışı topa hakim olmak olabilir.
 
Bireysel performanslara gelince  Volkan, Umut ve Sercan harika oynadılar. Sercan yaptığı asistin yanı sıra Miguel Lopes’i hiç bırakmadı ve birçok kez sol bek bölgesinde top çaldı ve isabetli paslarla oynadı. Burak, savunma çizgisini sürekli zorlayarak, hücum presi yaparak, çok dolaşıp ortasahayla bağlantıyı kurarak iyi bir maç çıkarttı. Emre, Mehmet ve Arda yoğun presin de etkisiyle vasat oynadılar. Arda sahada kayboldu ve maç boyunca etkili olamadı. Emre çok dolaşan Meireles’le boğuşmaktan çok yoruldu, yıprandı, kendi oyununu oynayamadı ve penaltıya sebep oldu. Mehmet Topal ise presin etkisiyle ayağına gelen topları çok kötü kullandı. Hamit Ronaldo’ya karşı oldukça iyiydi. Hasan Ali ise Nani’ye karşı çok zor anlar yaşadı, yenilen golde de bomboş bıraktı. Bekir çok hata yaptı ve oldukça kötü bir maç çıkarttı. Ömer ise yine iyiydi. Her oyuncu varıyla yoğuyla mücadele ederek müthiş bir direnç gösterdi ve bu da galibiyeti getiren en büyük etken oldu.
 
Portekiz
 
Portekiz Milli Takımı EURO 2012 öncesi son maçında taraftarının önünde kötü bir mağlubiyet aldı. Takım hücum anlayışı konusunda son derece olumlu sinyaller de verdi, fakat akıllarda kalan ve maç sonunda ıslıklanan savunmanın verdiği kırmızı alarm oldu. Türkiye karşısında sahada oluşan birebir eşleşmeleri Portekiz’in oynadığı tüm grup maçlarında göreceğiz; hem Danimarka, hem Almanya, hem Hollanda 4-2-3-1 sistemiyle oynuyorlar. Ancak dünkü gibi bir tam saha presi ve son derece ofansif oyun anlayışını ancak Danimarka karşısında görebiliriz. Bu seviyede olmasa da Almanya ve Hollanda’ya karşı da yine hücum futbolunu benimseyecek olan Paulo Bento’nun takımı bana göre bol gollü maçlara imza atacak.
 
Portekiz ilk dakikadan itibaren Türkiye’ye nefes aldırmayan bir tam saha pres uyguladı ve bunu maçın neredeyse 90 dakikasına yaymayı başardı. Özellikle Moutinho ve Meireles oldukça iyi oynadılar, Mehmet Topal ve Emre’nin ensesinden ayrılmadılar, oyun kurmamıza engel oldular. Moutinho savunmanın arkasına bıraktığı arapaslarla da tehlikeler yarattı. Portekiz, bu kadar alan bulduğu, hem rakip çıkarken kaptığı toplarla hem de rakibin hücum presini direkt paslarla geçtiği toplarla Türkiye’yi sık sık sık hazırlıksız yakaladığı bir maçta çok daha acımasız olması gerekirdi. Hem son paslarda hem de şutlarda başarısız oldular ve etkili oyunlarının karşılığını alamadılar. Tabii ki Portekiz’in hücumlardan boş dönmesinde Volkan’a da ayrı bir parantez açmak gerekiyor.
 
Umut
 
Maçın adamı tartışmasız Umut Bulut oldu. Abdullah Avcı, Finlandiya maçından sonra ikinci kez Umut’a aynı görevi verdi. Sağ kanatta oynayan Umut’un görevi hücumlarda santfror gibi ortaya kayıp onu marke eden sol bek Coentrao’yu da oraya sürükleyerek sağda alan yaratmak ve top Portekiz’e geçtiğinde Coentrao’yu kovalamak. Umut görevini harika bir şekilde yaptı; maç boyunca Portekiz’in en etkili hücum silahlarından biri olan Coentrao’ya nefes aldırmadı ve attığı iki golle maça damgasını vurdu. Paulo Bento normal olarak Türkiye’yi hiç tanımıyor, eğer tanısaydı Umut’un bu görevinden haberdar olurdu ve Türkiye hücumlarında sol stoper Bruno Alves rahatlıkla Umut’u marke edebilirdi çünkü Burak zaten sık sık top almak için dolaştı.
 
Coentrao’nun Umut’u merkez bölgede marke etmesi hem etkili kullanılamasa da sağda alan yarattı hem de ilk golde Portekiz’e çok pahalıya mal oldu; stoperlerin kontrolünde olmayan Umut, Sercan’ın içeri çevirdiği zayıf topta Bruno Alves’e resmen kendini unutturdu, bu oyuncunun ve kaleci Rui Patricio’nun büyük hatasıyla Coentrao’nun önüne geçerek golünü attı. Attığı ikinci golde tam Coentrao’ya doğru kayacakken insiyatif alarak hiç beklenmedik bir şekilde Bruno Alves’e presi ve zor pozisyonda attığı gol muhteşemdi. Umut, Coentrao’ya karşı hem yapılacak ortalarda fizik avantajı hem onu kovalayacak enerjiye ve disipline sahip olması hem de onu içeri sürüklemesiyle çok doğru bir tercihti ve tek kelimeyle harika oynadı.
 

HABER HAKKINDAKİ YORUMLAR

Öneri / Hata Raporu