EURO 2012 > TAKTİK ANALİZ
İspanya 1-1 İtalya detaylı taktiksel analizi.
11/06/2012 - 02:38

İspanya ve İtalya, şu ana kadar turnuvanın taktiksel olarak en ilgi çekici ve en keyifli maçında Di Natale ve Fabregas’ın karşılıklı golleriyle 1-1 berabere kaldı. Cesare Prandelli, Juventus’un oluşturduğu takım iskeleti nedeniyle bu sezon bu oyuncuların takımlarında başarıyla (özellikle defansif anlamda) uyguladıkları 3-5-2 sistemini kendisine yapılan yoğun baskılar sonucu sahaya sürdü. Prandelli, 4-3-1-2 sistemiyle elemeleri geride bıraktı ve takımını bu sistemle turnuvaya hazırladı; 3-5-2 muhtemel bir B planıydı. İspanya’ya çok benzer bir 4-3-3 oynayan Rusya’ya hazırlık maçında 3-0 kaybedilince 3-5-2 spekülasyonları hızlandı ve Prandelli bugün takımını bu sistemle oynattı. Bir değişiklik de Vicente del Bosque’den geldi; Torres mi Llorente mi tartışmaları arasında maça 1 saat kala esame listesinde ikisinin de adı yoktu. İspanya ileri uçta false nine oynayan Fabregas ile 4-3-3, nam-ı diğer forvetsiz 4-6-0 sistemiyle sahadaydı.

İspanya’nın oyun planı

İspanya her zamanki gibi topa hâkim olup kısa paslarla rakibin üzerine gitmek istedi. İlerideki Iniesta – Fabregas – Silva üçlüsü sürekli yer değiştirdi ve kalabalık savunmanın arasına verkaçlarla ve driplinglerle sızmaya çalıştı. Bu üçlü direkt olarak İtalya’nın savunma üçlüsüne pres uyguladı. Xavi her zamanki gibi oyun kuruculuk görevini üstlendi. Ofansif sol bek Jordi Alba sürpriz bir şekilde ilk devre hücumlarda çok az gözüktü; bunu ilk yarı etkili olan Maggio tehdidine yormak mümkün, ancak ikinci yarı Alba hücuma çok çıktı ve bu aksine Maggio’nun etkinliğini azalttı. Savunmada ise ortasahada birebir eşleşerek adam markajı yapan İspanya’da en önemli karar Pirlo’nun üzerinde kimin olacağıydı. Del Bosque bu görevi Xavi’ye verdi ve bu tercih ile Xavi normalde çok daha fazla topla buluşan İtalya’nın oyun kurucusu konumundaki Pirlo’nun maç boyunca sadece 39 pas kullanmasında pay sahibi oldu. Bunun yanı sıra top İtalya’dayken Alonso Marchisio’yu, Busquets Motta’yı marke etti.

İtalya’nın oyun planı

İtalya, Prandelli’nin nihayet verdiği 3-5-2 kararıyla mükemmel bir savunmaya erişti. Üçlü savunmada sol içte Chiellini, sağ içte Bonucci ve ortada libero görevi yapan De Rossi İspanya hücumlarını başarılı bir şekilde karşıladı. İspanya santrforsuz oynadığı için Bonucci ve Chiellini dönüşümlü olarak müdahale yapmak için öne çıktılar, arkayı De Rossi kolladı. Sağ kanatta Maggio ve sol kanatta Giaccherini top rakipteyken savunmayı 5’ledi, hücumlarda da oyunu genişleten isimler oldular.  İtalya, İspanya hücumlarını 5’li bir setin önünde çok yerinde kaymalarla alan savunması yapan 3’lü bir set, onun önünde de ileride basıp daha sonra 3’lünün önüne yerleşen ileri ikili Cassano ve Balotelli ile karşıladı. Motta ve Marchisio da zaman zaman ileride pres uyguladılar. İspanya’nın çok dar bir alanda oynaması İtalya’nın bu savunmayı yaparkenki işini oldukça kolaylaştırdı. Oyun kurarken libero De Rossi ve oyun kurucu Pirlo en önemli isimler oldular.

Daniele De Rossi & Andrea Pirlo

Daniele De Rossi, bu maçta libero olarak Chiellini ve Bonucci’nin bir adım arkasında görev aldı. İspanya hücumlarında arkaya sızan topları kesen ve uzaklaştıran, ceza sahasında müdahaleler yapan De Rossi, İtalya’nın bu maçta en çok pas yapan oyuncusu oldu. İspanya’nın ileride kurduğu yoğun baskı ve Xavi’nin oyun kurucu Pirlo’yu yakın markajı nedeniyle zaten Roma’da ortasahada geriden oyun kuran ve pas yeteneği çok yüksek bir oyuncu olan De Rossi top kullanımında büyük bir rol üstlendi. De Rossi maç boyunca 53 pasın 45’ini isabetli kullandı ve İtalya’nın oyun kurmasını sağlayarak önemli bir performans sergiledi. Bunun yanı sıra savunmada da oldukça etkiliydi ve görevini oldukça iyi yaptı. Takımın geneliyle beraber özellikle bu bölgede vereceği performans merakla beklenen De Rossi’nin bu oyunu İtalya’nın 3-5-2 ile devam etmesini sağlayacaktır.

Andrea Pirlo da bir kez daha oyun zekasını ortaya koydu. Xavi’nin yakın markajına rağmen topla buluştuğunda oyunu rahatlatan, zaman zaman kanatlara açan zaman zaman forvetlere direkt toplar atan Pirlo, sürpriz ileri çıkışıyla milimetrik bir pasla harika bir asiste imza atarak İtalya’nın tek golünde büyük rol oynadı.

İlk yarı

İlk devrede beklenildiği gibi sahada topa hakim olan bir İspanya ve kompakt bir şekilde topun arkasına geçen bir İtalya vardı. Santrforsuz oynayan İspanya hem kendisinin hem de Barcelona’nın zaman zaman yaşadığı penetrasyon sorunu yine mevcuttu. Ceza sahasında etkili bir Llorente, sağ kanattan etkili olup savunmayı genişletecek bir Jesus Navas veya kapalı savunma bile olsa arkaya sürekli sızmaya çalışacak bir Pedro yerine topu ayağına isteyen ortasaha oyuncularından kurulu bir İspanya vardı. Buna rağmen Xavi her zamanki gibi ortasahadan oyuna bir orkestra şefi gibi hükmetti, istediği gibi yönlendirdi ve ileri üçlüyü İtalya savunmasının hemen önünde tehlikeli bölgede topla buluşturdu ve özellikle Iniesta ve Silva etkili oyunlarıyla yarım pozisyonlar buldular. Ancak İspanya’nın hücumları tahmin edilebilir bir şekildeydi ve İtalya açıkçası ilk yarı savunmada pek zorlanmadı.

İtalya ise ilk devrede daha çok tehlike yaratan taraf oldu. Oldukça iyi savunma yapıp topu kazanınca De Rossi ve Pirlo’nun uzun toplarıyla kontratağa çıktılar. İspanya hücumlarının ardından top İtalya’ya geçtiğinde hep 2ye 2 kalan Cassano – Balotelli Ramos – Pique ikilileri vardı. Bu durumda İtalya kontratağa Cassano ve Balotelli’nin Arbeloa veya Alba’nın boşluklarına kayarak Pirlo veya De Rossi’nin uzun toplarıyla buluşmasıyla çıktı ve büyük tehlikeler yarattı. De Rossi maç boyunca kullandığı 13 uzun topun 10’unu, Pirlo ise 9 uzun topun 6’sını ilk yarı kullandı. İlk yarı göze çarpan bir başka isim de Maggio oldu; sağda birçok kez topla buluştu, hücumları genişletti ve oldukça etkiliydi.

İkinci yarı

İkinci yarıda oyuncu değişikliklerine kadar göze çarpan en büyük fark İspanya’nın ofansif sol beki Jordi Alba’nın çok daha fazla ileri çıkarak İspanya hücumlarını genişletmesi oldu; bu Maggio’nun etkinliğini düşürdü. Daha önce daha rahat topla buluşan Maggio, Alba’nın kendisine daha yakın oynamasıyla ilk yarıdaki kadar alan bulamadı. İlk değişiklik çok doğru bir değişiklikti ve çok doğru bir zamanda geldi; kartı olan ve vasat oynayan Balotelli, 57. dakikada yerini Udinese’den bu sisteme alışık olan ve kontrataklarda çok etkili bir oyuncu olan Antonio Di Natale’ye bıraktı. Nitekim bundan 3 dakika sonra Di Natale Pirlo’nun ara pasına çok iyi bir zamanlamayla koşuyu yaptı ve golünü attı. 4 dakika sonra ise Silva’nın ortada false nine görevi yaptığı bir pozisyonda bu oyuncunun Fabregas’ın önüne bıraktığı akıl dolu ara pas golü getirdi. Bu gol anında İtalya’nın üç stoperi nadir bir şekilde İspanya’nın ileri üçlüsüyle 3e 3 kaldı ve bir ara pas bu savunmayı aşmayı başardı.

Golden hemen sonra Silva kenara geldi ve Jesus Navas oyuna girdi. Navas beklenen direktliği sağ kanattan geliştirdiği hücumlarla bir bakıma getirdi, ancak içeri çevirdiği toplar hiçbir tehdit oluşturmuyordu. Del Bosque bu sefer Fabregas’ı çıkartıp Torres’i oyuna sürdü ve santrforla oynamaya başladı. Torres’in savunmanın arkasına yaptığı direkt koşulara maç boyunca hiç bu tip koşularla karşılaşmayan İtalya savunması gafil avlanınca Torres iki tane yüzde yüzlük gol pozisyonuna girdi ancak değerlendiremedi.

Sonuç

Sonuç olarak İtalya beklenildiği gibi Juventus iskeletiyle Juventus’un 3-5-2’siyle oynayarak oldukça başarılı bir performans sergiledi ve İspanya’yı mağlup da edebileceği maçta 1 puanı aldı. 3 stoperlerli sistemlerin özellikle çift santrforlu takımlara karşı çok başarılı olduğunu da göz önüne alırsak çift forvet oynayan İrlanda ve Hırvatistan’a karşı da İtalya’yı bugün başarıya ulaşan 3-5-2 sistemiyle göreceğimizi net bir şekilde söyleyebiliriz. Bana göre gruptan çıkmaları halinde de bu şekilde devam edecekler. Bu sistemin yarattığı farklılık, tahmin edilemezlik, uyum ve defansif güvence İtalya’yı turnuvada finale kadar götürebilir. İspanya ise tahmin edilebilir bir takım haline gelmemesi için önlemler almalı; bu yönde sinyaller veriyorlar.

Maçın adamı : Daniele De Rossi

HABER HAKKINDAKİ YORUMLAR

Öneri / Hata Raporu