EURO 2012 > TAKTİK ANALİZ
EURO 2012'de oynanan ilk maçların altın ve gümüş 11'leri
17/06/2012 - 14:28
İlk maçların altın ve gümüş 11’leri
 
Senelerdir hep altın 11’ler klasik 4-4-2 şeklinde yapılır ve herhangi bir takım olgusu oluşturması mümkün olmayan bir şekilde yazılırlar. Bu alana bir değişiklik getirerek olabildiğince gerçekten sahaya çıkıp oynayabilecek altın ve gümüş 11’ler yaptım. Biraz geç kalmış da olsa gruplarda oynanan ilk maçların en iyi oyuncularından oluşan bu iki 11’de bir taktiksel dizilişe oturabilecek şekilde ilk tercihlerimi altın, ikinci tercihlerimi gümüş 11’e koydum (bazı oyuncular takımın taktiksel uyumu nedeniyle gümüş takıma da kaydı). Yarın da ikinci maçların altın ve gümüş 11’lerini paylaşacağım. Sizce hangi oyuncular burda olmalıydı, hangi oyuncular burada olmamalı ve siz olsanız nasıl bir diziliş yapardınız? Bu iki takım bu dizilişlerle karşı karşıya gelse kim kazanır? Aktif katılımınızı ve yorumlarınızı bekliyorum.
 
 
Altın 11
 
Stephan Andersen (Danimarka) – Hollanda karşısında takımını ayakta tutan başlıca isimdi. Hollanda’nın yakaladığı yüzde yüz gol pozisyonlarında gol izni vermedi, özellikle Huntelaar’ın karşı karşıya kaldığı pozisyonda takımını kurtaran isim oldu. Bir tane çok büyük hatası az daha gole sebebiyet veriyordu; Robben direğe takılmasa bu 11’de kendine yer bulamazdı. Ancak yine de harika kurtarışlarıyla ilk maçların en iyi kaleci performansını ortaya koydu.
 
Jerome Boateng (Almanya) – Ronaldo karşısında çok iyi bir performans ortaya koyan Boateng maç boyunca yıldız oyuncuya geçit vermedi ve ilk haftanın en iyi sağ beki oldu.
 
Mats Hummels (Almanya) – Portekiz ataklarını duvar gibi geri çevirdi, ilk haftanın açık ara en iyi stoperi oldu. 10 kez tehlikeli pozisyonlarda topu uzaklaştırarak (en yakın rakibi 3) ve 6 kez pas keserek (en yakın rakibi 2) tüm defansif istatistiklerde maçın açık ara lideriydi. Aynı zamanda 71 pasla maçın en çok pas yapan oyuncusu oldu, %91 pas yüzdesiyle takımın geriden başarılı bir şekilde oyun kurmasında büyük rol oynadı.
 
Daniel Agger (Danimarka) – Kaptan, Danimarka’yı Hollanda karşısında ayakta tutan bir diğer isimdi. 7 kez pas keserek bu istatistikte maçın açık ara lideriydi.
 
Simon Poulsen (Danimarka) – Danimarka’nın Nijerya asıllı ofansif sol beki Poulsen, karşısında Robben gibi bir oyuncu oynamasına rağmen hücumlarda Danimarka’nın en önemli isimlerinden biriydi, Krohn-Dehli’nin golünde de asisti yaptı. Savunmada da Robben’e çok az geçit veren Poulsen ilk maçların en iyi sol bekiydi.
 
Alou Diarra (Fransa) – Fransa’nın İngiltere maçında tek kale oynamasının görünmez kahramanıydı. Her dönen topun Fransa’da kalmasını sağladı, Ashley Young’a adam markajı yaparak bu oyuncunun İngiltere kontrataklarındaki kilit rolünü adeta yok etti, hiç top aldırmadı. Kullandığı 37 pasta %100 isabet sağlayarak Fransa’nın topa sahip olmasında da büyük rol oynadı. Maçın ilk yarısındaki duran topta ise golü bulamaması şanssızlıktı.
 
Xavi (İspanya) – Xavi bildiğimiz gibi. %90 isabetle 107 pas kullanarak İspanya’nın ortasahadaki maestrosuydu, 8 gol şansı yaratarak da maçın bu istatistikte açık ara lideriydi.
 
Andrei Arshavin (Rusya) – Arshavin Çek Cumhuriyeti savunmasının üzerine kabus gibi çöktü, soldan içeri girerek driplingleri ve ara paslarıyla rakip savunmayı alt üst etti ve 2 asist yaparak harika bir performans ortaya koydu.
 
Alan Dzagoev (Rusya) – Turnuvanın sürpriz yıldız adaylarından biri olarak gösterilen Alan Dzagoev, turnuvanın ilk maçında beklentileri karşıladı ve oynadığı mükemmel futbola iki gol ekleyerek Çek Cumhuriyeti maçının yıldızı oldu.
 
Mario Mandzukic (Hırvatistan) – Türkiye’deki maçta Milli Takım’ın savunmasını da perişan eden Mandzukic, yüksek enerjisi, hava toplarındaki hakimiyeti ve sırtı dönük başarılı oyununa iki de gol ekleyerek İrlanda maçında tüm dikkatleri üzerine çekti.
 
Andriy Shevchenko (Ukrayna) – Efsane santrfor Shevchenko, futbol romantiklerini zevkten dört köşe eden iki golüyle Ukrayna’nın maçı 1-0 mağlupken 2-1 kazanmasını sağladı ve haftanın sürprizine imza attı. Kaptan, attığı akıl dolü iki kafa golüyle İsveç’in fişini çekti, ev sahibi Ukrayna’ya çeyrek final kapısını araladı.
 
Teknik direktör : Cesare Prandelli (İtalya) – İtalya, son şampiyon İspanya’ya karşı tüm maçlar arasında zorluk seviyesi en yüksek maçı oynadı. Prandelli turnuvaya 4-3-1-2 ile hazırladığı İtalya’nın hazırlık maçında Rusya karşısında 3-0 ile bozguna uğramasıyla son hafta Juventuslu oyunculardan kurulu takımının B planı olan Juventus’un 3-5-2 sistemini devreye soktu. Son hafta yaptığı bu karar değişikliği İspanya karşısında meyvesini verdi, takım sıradan bir takımken özelliği olan ve tahmin edilemez bir takım haline geldi ve bu zor maçtan 1-1 beraberlikle ayrılırken galibiyeti kaçıran taraf oldu. Bence Prandelli aldığı bu riskle ilk haftanın en iyi teknik direktörü.
 
Gümüş 11
 
Przemyslaw Tyton (Polonya) – Tyton, Szczesny’in Salpigidis’e yaptığı penaltı sonrası kırmızı kartla oyun dışında kalmasıyla ısınmadan oyuna girdi, yılların tecrübesi Giorgos Karagounis’in penaltısını kurtardı ve ev sahibi Polonya’nın kurtarıcısı oldu.
 
Mathieu Debuchy (Fransa) – Debuchy, Fransa’nın %65 topla oynadığı ve İngiltere’nin tüm hatlarıyla kapandığı maçta adeta Dani Alves rolü üstlendi. Alves kadar etkili olmasa da Nasri’nin boşalttığı alanda üstlendiği ofansif rolle Fransa hücumlarını genişletti ve performansıyla beğeni topladı.
 
Daniele De Rossi (İtalya) – Aslen bir defansif ortasaha oyuncusu olan De Rossi bu sezon da zaman zaman Roma’da stoper olarak görev yapsa da İspanya karşısında hayatında ilk kez libero oynadı ve hem Chiellini – Bonucci’nin arkalarını kolladı hem de İtalya’nın en çok pas yapan oyuncusu olarak oyun kurmasında isabetli uzun topları ve kanatlara paslarıyla büyük rol oynadı.
 
Giorgio Chiellini (İtalya) – Chiellini Juventus’taki başarılı performansını İspanya karşısında milli formayla da sürdürdü. 8 pas keserek ve 4 top çalarak savunmada önemli bir rol oynamasının yanı sıra oyun kurarken de önemli rol üstlendi.
 
Yuri Zhirkov (Rusya) – Rusya’nın ofansif sol beki Yuri Zhirkov yine sık sık bindirmeler yaparak Arshavin’in yarattığı alanda Rusya adına oldukça etkili oldu.
 
Andrea Pirlo (İtalya) – Juventus’un ve İtalya’nın maestrosu Pirlo, 3-5-2’de savunmanın önündeki oyun kurucu rolünde Xavi’nin markajında zorlansa da yine isabetli uzun toplarıyla ve özellikle sürpriz bir şekilde iki adam geçip Di Natale’ye yaptığı mükemmel asistle maça damgasını vurdu.
 
Claudio Marchisio (İtalya) – İtalya ortasahasının dinamosu Claudio Marchisio yine çok koştu, çok mücadele etti, 3 tane gollük pas attı ve sağ iç ortasahadan sağda oynayan Maggio’yla iyi bir uyum sağladı.
 
Samir Nasri (Fransa) – Fransa’da kapalı İngiltere savunmasına karşı farkı yaratan isimdi. 8 gollük şans yarattı, uzaktan harika bir şutla golünü attı, Fransa’nın en çok pas yapan oyuncusu oldu ve %91 pas yüzdesiyle oynadı.
 
Wesley Sneijder (Hollanda) – Hollanda forvetlerinin Sneijder’e bir özür borçları var. Danimarka’nın Hollanda’yı 1-0 mağlup ettiği maçta Sneijder adeta yoktan pozisyon yarattı; 10 kez takım arkadaşlarını golle burun buruna getirdi. Mükemmel bir oyun kurucu performansı ortaya koydu.
 
Michael Krohn-Dehli (Danimarka) – Attığı golle Hollanda’yı bitiren isim oldu, savunmada üstlendiği rol ise belki daha bile önemliydi. Poulsen ile beraber Robben’i hep iki kişi karşıladılar ve yıldız oyuncunun etkinliğini oldukça azalttılar.
 
Zlatan Ibrahimovic (İsveç) – İbrahimovic, Ukrayna karşısında büyük hayal kırıklığı yaratan İsveç’i tek başına taşıdı. Maç boyunca Ukrayna defansının üzerine kabus gibi çöktü, 1 golde kalması ise şanssızlıktı. Maçın son dakikasında da attığı harika pasla Elmander’i golle burun buruna getirdi ancak sonuç gelmedi.
 
Teknik Direktör: Dick Advocaat (Rusya) – Rusya ilk haftanın en iyi performans gösteren takımı oldu ancak yendiği rakip darmadağın bir Çek Cumhuriyeti olduğu için Advocaat, İspanya’yı durduran Prandelli’nin arkasında yer aldı. Advocaat belli ki takımını turnuvaya çok iyi hazırlamış ve Zenit’ten gelen uyumu takımına iyi entegre etmiş. Zenit’in ortasaha üçlüsü ve santrforunun uyumuna Arshavin ve Dzagoev gibi yetenekli oyuncular da girince Çek Cumhuriyeti hezimetin eşiğinden döndü.
 
Haftanın oyuncusu: Mats Hummels

HABER HAKKINDAKİ YORUMLAR

Öneri / Hata Raporu