EURO 2012 > TAKTİK ANALİZ
Hollanda - Danimarka maçının detaylı taktiksel analizi.
10/06/2012 - 14:48

Hollanda, ölüm grubunda teknik direktör Bert van Marvijk’ın maç öncesinde final olarak nitelendirdiği bu maçta Danimarka’ya 1-0’lık skorla boyun eğdi. Krohn-Dehli’nin golüne engel olamayan ve maç boyunca Sneijder’in mükemmel futboluyla 10’dan fazla pozisyon bulan Hollanda bu pozisyonlardan yararlanamayınca gruptan çıkma şansını oldukça zora soktu. Hem Bert van Marwijk hem Morten Olsen takımlarını 4-2-3-1 dizilişleriyle sahaya sürdüler.  İki takım da beklenen 11’leriyle sahadaydı – bir tek 1994 doğumlu Jetro Willems ile Stijn Schaars arasında kararsızlık vardı, tercih Willems oldu. 
 
Danimarka oyun planı
 
Morten Olsen takımını beklenenden çok daha ofansif bir anlayışla sahaya sürdü. Danimarka Rommedahl ve Zimling’e beklenenden çok daha fazla pres uygulattı ve son 20 dakikaya kadar hiç tamamen kapanmadı. Bendtner stoperlere pres uygularken van Bommel – de Jong ikilisinden birine Eriksen birine Zimling baskı  uyguladı, Kvist ise Sneijder’le geride kaldı.
 
Hollanda oyun planı
 
Bert van Marvijk’ın takımı savunmanın önünde de Jong – van Bommel ikilisini kullanarak hücumu bir nevi öndeki dörtlüye ve beklere bıraktı. van Persie genelde Robben’e yakın oynadı (Agger’in üzerinde), Sneijder ise sık sık sola kayarak Afellay ile hücum kombinasyonları gerçekleştirdi. Hollanda maçı 1-0 kaybetmesine rağmen son derece yüksek bir pas yüzdesiyle oynadı ve birçok gol pozisyonu yakaladı.
 
Maçın kilit noktası (bkz. maçın ön analizi)
 
Maçın kilit noktası maç öncesi bahsettiğim gibi Hollanda’nın sağ, Danimarka’nın sol tarafıydı. Buradaki savaşı bariz bir şekilde Danimarka kazandı ve buradan geliştirdiği atakta gelen golle altın değerinde bir 3 puan aldı. Simon Poulsen kanattan bozma bir sol bek ve hücumda çok etkili bir isim, ancak defansif zaafları var. Michael Krohn-Dehli maç boyunca Poulsen’in yanına kadar gelerek Robben’i karşıladı. Morten Olsen, iki sol kanat oyuncusunu kullanımıyla adeta bir yıldız kanat oyuncusu nasıl savunulur dersi verdi. Gregory van der Wiel ise maçın hayal kırıklıklarından biri oldu; Robben’i iki oyuncu karşılarken bindirmeleriyle çok daha etkili olabilirdi.
 
Robben’in etkinliğini son derece azaltan (Robben bu bölgeden olmasa da ilk yarı Zimling’in bölgesine girdiği anlarda etkili oldu) bu savunmanın yanı sıra Simon Poulsen özellikle ilk yarı Robben’in zayıf takibi nedeniyle önünde geniş alanlar buldu ve Danimarka’nın hücumlarda en çok kullandığı isim oldu. Nitekim Poulsen’in getirdiği topta Danimarka adına maçın yıldızı olan Krohn-Dehli savunmayı müthiş geçti ve ölüm grubunu karıştıran golü attı. Robben devrede uyarılmış olacak ki ikinci yarı Poulsen’i en geriye kadar kovalamaya başladı ve bu da onun etkinliğini düşüren bir başka etken oldu.
 
Wesley Sneijder
 
Krohn-Dehli’den bahsederken “Danimarka adına maçın yıldızı” dememin tek bir sebebi var: Wesley Sneijder. İnter’de geçirdiği kötü sezonun ardından bir turuncu forma giymek yetti Sneijder’e. Hollanda’yı “hollywood pass” diye tabir edilen fantastik uzun paslarla, akıl dolu kısa ara paslarla, ortalarla her yerden pozisyona soktu. Normalde Avrupa’da bu şansları belki de en iyi gole çeviren iki isim van Persie ve Huntelaar bu pasları gole çevirebilseydiler belki de Hollanda maçı farklı kazanacaktı.
 
Peki Sneijder bu yaratıcılığı kullanacak alanı Kvist – Zimling ikilisinin arasında nerden buldu? Sneijder Kvist’e emanetti ve Zimling Hollanda’nın sağ içini kontrol ediyordu. Afellay solda çok hareketliydi ve Sneijder derin oynayan Kvist’ten uzaklaşarak sol geriden topla buluşmaya başladı. O kadar inanılmaz paslar attı ki bir ara her pozisyon Hollanda topu onunla buluşturdu. Sahanın en çok pas yapan oyuncusu (71) olmasına rağmen ve hep öldürücü pası denemesine rağmen %87’lik isabetle oynaması ve 10 gollük pas atması gerçekten olağanüstüydü.
 
Son 20 dakika
 
Maçın son 20 dakikasında Danimarka, Eriksen – Schöne değişikliğiyle ortasahayı kalabalıklaştırdı ve kompakt bir 4-5-1’e döndü. Hollanda ise Huntelaar – Afellay değişikliğiyle 4-2-3-1 sistemini bozmadı, Sneijder zaten maçı yönettiği sol kanada kaydı, van Persie forvet arkasında görev aldı. Bu değişikliğin ardından Sneijder’in attığı birkaç muhteşem pas dışında Hollanda’nın oyunu bozuldu. Danimarka başarılı bir şekilde maçı bitirmeye yönelik topa sahip oldu ve rakibe alan bırakmadı.
 
Sonuç olarak Hollanda çok önemli bir üç puanı yitirdi, ancak kesinlikle kötü oynamadı. Danimarka’nın ise Hollanda gibi bir rakibe çok açık verdiğini ancak dirençli bir performans ve bazı bölgelerdeki avantajı iyi kullanarak çok değerli bir üç puan aldığını söyleyebiliriz. Bu maçı biraz Portekiz – Türkiye maçına benzettim; Portekiz hakikaten kötü oynamamıştı ve pozisyonlar bulmuştu ancak belli zaafları iyi kullanıp rakibi gafil avlayarak Milli Takım maçtan 3-1 galip ayrılmıştı. Hollanda’nın Poulsen’in performansını dikkate alarak Portekiz karşısında Fabio Coentrao’ya ve Almanya karşısında Philipp Lahm’a dikkat etmesi gerekir. Danimarka ise bu görüntüsüyle Mesut Özil ve Mario Gomez karşısında zor anlar yaşayabilir. Morten Olsen’in gözüne kestirdiği hedef 2010 ve 2012 elemelerinde 4 maçın 3’ünde mağlup ettiği ve ikisinde de play-offa yolladığı Portekiz karşısında alınacak bir galibiyetin getireceği çeyrek final bileti.
 
Maçın Adamı: Wesley Sneijder

HABER HAKKINDAKİ YORUMLAR

Öneri / Hata Raporu