EURO 2012 > TAKTİK ANALİZ
2011/12 sezonunda yeniden doğan Andrea Pirlo
25/06/2012 - 03:25

Milan'ın 2010 yazında Massimiliano Allegri'yi göreve getirmesiyle birlikte Milan'da değişim rüzgarları esmeye başlamıştı. Allegri, kurduğu 4-3-1-2 sisteminde güçlü ve dayanıklı oyuncular tercih etmeye başladı ve ortasahaya Pirlo'nun bölgesine (3'lünün ortasında) Mark van Bommel'i transfer etti. Pirlo'nun sezonu sakatlıklarla geçirmesinin de etkisiyle van Bommel Allegri'nin istediği tip bir oyuncu olarak o bölgeye yerleşti ve Allegri sezon sonu sözleşmesi biten Pirlo'ya yeni bir kontrat önermeme kararı aldı.

Tekrar eski günlerine dönmek isteyen ve 2011/12 sezonuna girerken kadroda büyük revizyona giden Juventus, yazın serbest kalacak Pirlo'nun işini 2011 Mayıs ayında bitirdi. Aynı ay içerisinde teknik direktörlük görevine gelen Antonio Conte ise takımını adeta Pirlo'nun etrafında kurdu. Conte, sezon boyunca kullandığı 4-3-3 ve 3-5-2 sistemlerinde Pirlo'yu savunmanın önünde oyun kurucu olarak oynattı. Pirlo'nun akılalmaz oyun zekasını öne çıkarmak için tüm şartları oluşturdu. Önündeki Vidal - Marchisio ikilisi ortasahanın bütün ağır işini yaparken arkalarından Pirlo Juventus'u bir maestro gibi yönetti. Sezonu oynadığı mevkii için olağanüstü rakamlar olan 3 gol ve 14 asist ile tamamladı. Juventus çatısı altında Conte yönetiminde 33 yaşındaki Andrea Pirlo adeta yeniden doğdu ve dünyaya kendini hatırlattı.

Sonuç mu? Juventus Milan'ın önünde şampiyonluk ipini göğüsledi, Andrea Pirlo Serie A'da yılın futbolcusu seçildi. Peki bu sonuçların devamı İtalya EURO 2012 şampiyonu, Andrea Pirlo turnuvanın en iyi oyuncusu, 2012 Ballon D'Or (Altın Top) ödülünün sahibi olarak devam edebilir mi? Tüm bunlar için İtalya'nın önünde sadece iki tane 90 dakika var...

Juventus'un ve Pirlo'nun performansı, Prandelli üzerindeki beklentileri oldukça arttırdı. İtalya milli takımında yeri garanti gibi gözüken Buffon, Chiellini, Bonucci, Barzagli, Pirlo ve Marchisio Juventus'ta uyum içinde mükemmel bir sezonu geride bırakmışlardı ve bu oyuncularla Pirlo önderliğinde başarı beklentisi doğdu. Prandelli de Conte gibi takımını Pirlo'nun oyun zekasını optimize edecek şekilde kurdu. Prandelli, A planını Juventus'un 3-5-2'sinden tek farkı bir stoper yerine fazladan bir ortasaha oyuncusu ve biraz daha defansif bekler içeren bir 4-1-3-2 sistemi, B planını ise Juventus'un 3-5-2 sistemi olarak belirledi. Bunun sonucunda ilk iki maça 3-5-2, son iki maça 4-1-3-2 sistemiyle çıkan İtalya'da Pirlo tıpkı Juventus'ta olduğu gibi turnuvaya damgasını vurdu.

Gerek direkt, gerek basit, gerek delici pasları ve inanılmaz oyun görüşünü sahaya şiir gibi bir futbolla yansıtan Pirlo bir kez daha herkesi kendine hayran bıraktı. İspanya maçında yaptığı akıl dolu asist, Hırvatistan maçında attığı frikik golü, İrlanda maçında korner ortasıyla attırdığı kritik gol, son olarak da İngiltere'yle oynanan çeyrek final maçında oynadığı muazzam futbol ve penaltılarda soğukkanlılıkla attığı "Panenka penaltısı" ile İtalya'da haklı olarak kahraman oldu. Andrea Pirlo önderliğindeki İtalya'nın bu aşamadan sonra turnuvayı kazanmak için en az İspanya, Almanya ve Portekiz kadar şansı var.

HABER HAKKINDAKİ YORUMLAR

Öneri / Hata Raporu